Mesajlar Konular Cevaplar Tepkiler Görüntüler Kaynaklar Duyurular Haberler Soru ve Cevaplar

Tepki Lideri Üyeler

Daha Fazla Göster

Nâzım Hikmet Ran

  • Konuyu Başlatan M5
  • Başlangıç tarihi
  • Cevaplar : 5
  • Görüntüler : 39 -
    Etiketler:

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar
Nâzım Hikmet Ran
DoğumMehmed Nâzım
15 Ocak 1902
, ,
Ölüm3 Haziran 1963 (61 yaşında)
, ,
Defin yeri ,
17px-WMA_button2b.png
MahlasOrhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman, Ercüment Er
Takma adGüzel Yüzlü Şair · Mavi Gözlü Dev
Meslek
Vatandaşlık (1902-1922)
(1922-1951)
(1951-)
(2009-da yeniden verildi)
Eğitim (1915-1918)
Alma mater (1921-1924)
Dönem
Edebî akım ·
EvlilikNüzhet Hanım (?-1924)
Lena Yurçenko (1926-?)
(31 Ocak 1935-23 Mart 1951)
Vera Tulyakova (1959-1963)
Partner (1948-1951)
Galina Grigoryevna (1952-1959)
ÇocuklarMehmet Nâzım (Ran) (1951-2018)
(1926-2002) (üvey)
Akrabalar (annesi) · (dayısı) · (kuzeni) · (kayın biraderi)
Etkiledikleri

Etkilendikleri

İmza

Nâzım Hikmet Ran (15 Ocak 1902, - 3 Haziran 1963, ), Türk şair ve yazardır. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'de ilk uygulayıcısı ve çağdaş en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.

Komünist düşünceleri ve yasaklı üyeliği nedeniyle defalarca tutuklanmış ve yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiş; Türkiye'de 11 ayrı davadan yargılanarak İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre hapis yatmıştır. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. 1951 yılında Türkiye'den ayrılması sonrasında çıkarılmış; bu karar ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihinde iptal edilmiştir.

Doğum adı Mehmet Nâzım olup, resmî olarak, 1935'te yürürlüğe giren gereği Ran soyadını, 1951'de vatandaşlıktan çıkarılması üzerine Polonya vatandaşlığına geçince ise, dedesinden dolayı Borzecki soyadını almakla birlikte, kendi soyadı yerine babasının adını kullanarak hep Nâzım Hikmet ismini daha çok kullanmıştır.

1963 yılında 'da kalp krizi sonucu ölmüştür. Mezarı hâlen Moskova'dadır.

Yaşam öyküsü

Ailesi

Babası, Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Şehbenderliği yapmış olan Hikmet Nâzım Bey'dir (d. 1876). Hikmet Bey; , , ve gibi illerde valilikler yapmış olan Mehmet Nâzım Paşa'nın (ö. 1926) oğludur. tarikatından olan ve özgürlükçü fikirlere sahip Nâzım Paşa, Selanik'in son .

Annesi (d. 1880), dilci ve eğitimci de olan ile Leyla Hanım'ın kızıdır; piyano çalan, resim yapan, bilen bir kadındır. Hasan Enver Paşa Polonya'dan 1848 Ayaklanmaları sırasında 'na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca adını alan Konstantin Borzecki'nin ( : Konstanty Borzęcki, d. 1826 - ö. 1876) oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa, 'nda olarak görev yapmış ve üzerine önemli bir eser olan Les Turcs anciens et modernes (Eski ve Yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım'ın annesi Leyla Hanım ise Alman kökenli Osmanlı generali 'nın, yani Ludwig Karl Friedrich Detroit'in kızıdır. 'ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair 'ın annesidir. Oğlu Nâzım tarafından "Alman, Polonyalı, Gürcü, Çerkes ve Fransız kökenli" olarak tarif edilen Celile Hanım, 3/8 Çerkes, 2/8 Leh, 1/8 Sırp, 1/8 Alman, 1/8 Fransız (Huguenot) kökenliydi.

Nâzım Hikmet'in babası Hikmet Nâzım Bey ile annesi Ayşe Celile Hanım 1901 Şubat ayında evlendiler.

Çocukluğu

Nâzım Hikmet, Mehmet Nâzım adıyla 15 Ocak 1902 tarihinde 'te doğdu. O sırada Hariciye Nezareti memuru olarak Selanik'te çalışan Hikmet Bey, Nâzım'ın çocukluğunda memuriyetten ayrıldı ve ailesiyle birlikte, 'te bulunan babasının yanına gitti. Burada bulundukları sırada Hikmet-Celile çiftinin biri Ali İbrahim, diğeri Samiye adında iki çocuğu oldu, fakat Ali İbrahim yakalanıp öldü. Nâzım Paşa'nın Diyarbakır'a atanmasıyla birlikte, Hikmet Bey ve ailesi de Diyarbakır'a taşındı. Ancak burada bunalan Hikmet Bey, ailesiyle birlikte 'a taşındı. Hikmet Bey'in İstanbul'daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelenince memuriyet hayatına geri döndü. Fransızca bildiği için 28 Şubat 1914'te Matbuat-ı Umumiye çevirmenliğine atandı. Bu sırada 1910 yılında emekli olan Nâzım Paşa da İstanbul'a, oğlunun yanına taşındı.


Nazım Hikmet, 'nde öğrenciyken
Nâzım Hikmet, ilk öğrenimini Göztepe Taş Mektebinde tamamladı. İlk şiiri Feryad-ı Vatan'ı 3 Temmuz 1913'te yazdı. Aynı yıl ortaokula başladı, fakat bu okulun pahalı olması nedeniyle Nişantaşı Sultanisine geçti.

Bir aile toplantısında denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini Bahriye Nazırı 'ya okuyunca Bahriye Mektebine gitmesine karar verildi. 25 Eylül 1915'te girdi. O sırada de bu okulda öğretmenlik yapmaktaydı. Yahya Kemal'in, Nâzım'ın annesi Celile Hanım'la ilişkisi olduğu söylentileri, Hikmet-Celile çiftinin arasını bozdu ve çift, bir süre sonra boşandı. Hikmet Bey daha sonra Cavide Hanım'la evlendi, ondan Metin ve Fatma (Melda) adlarında iki çocuğu oldu; 1918-1922 yılları arasında Hamburg Başkonsolosu olarak görev yaptı. Celile Hanım ise resim dalında eğitim almak için 'e gitti.

Nâzım'ın Mehmet Nâzım imzasıyla yazdığı ve ilk yayımlanan şiiri olan Hala Servilerde Ağlıyorlar mı? 3 Ekim 1918'de Yeni Mecmua dergisinde çıktı. Nâzım aynı yıl 26 kişi içinden 8. olarak Bahriye Mektebinden mezun oldu. Karne değerlendirmelerinde zeki, orta derecede çalışkan ve ahlakî tavırları iyi bir öğrenci olmakla birlikte, elbisesine özen göstermediği ve sinirli olduğu belirtilmektedir. Mezun olduğunda dönemin okul gemisi Hamidiye gemisine güverte stajyer subayı olarak atandı. 1919 kışında hastalığına yakalandı, birkaç ay süren tedavisi sırasında sağlık kurulu 1920 Mayıs ayında Nâzım'ı askerlikten çürüğe çıkardı.
 
Son düzenleme:

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar

Millî Mücadele dönemi

ilk yılını hasta olarak geçiren Nâzım Hikmet, 19 yaşındayken, 1921 Ocak ayında arkadaşı ile katılmak üzere ailesinden habersiz Anadolu'ya geçti. 'ya vardığında Anadolu halkının, özellikle köylünün çileli yaşayışını yakından gördü. Bu sırada Sadık Ahi (Mehmet Eti) adlı bir sosyalistle tanıştı ve ondan yeni fikirler öğrendi. Yedi günlük yaya yolculuk sonrasında Ankara'ya ulaştı. Cepheye gönderilmedi, Tedrisat-ı Taliye Müdürü Kâzım Nâmi'nin (Duru) yardımıyla 14 Haziran 1921'de Bolu Sultanisi kısm-ı iptidai muallimliğine atandı. Burada bir süre öğretmenlik yaptı, çevrenin tutucu olması nedeniyle zorlandı, hatta karşı padişahı destekleyen kişilerin düşmanlığını kazandı.

Ağustos 1921'de Bolu'dan ayrıldı. Düzce, Akçakoca, Zonguldak ve Trabzon'dan geçerek 30 Eylül'de 'a ulaştı. Burada bir süre yaşadı, yolculuğunda kendine eşlik eden 'in yanı sıra Batum'da tanıştığı ve ile Temmuz 1922'de 'ten 'ya gitti.

Moskova dönemi (1922-1928)

Nâzım Hikmet Temmuz 1922'de Moskova'ya vardığında sonrasında başlamış olan son ayları yaşanıyordu. Nâzım Türkiye Komünist Partisi üyesi olarak burada , ve dallarından oluşan eğitimi aldı.

Moskova'da 'nin ilk yıllarına tanık oldu. Rus şiirini inceledi; , , , , gibi edebiyatçıların eserlerini tanıdı. Rus fütüristleri ve konstrüktivistlerinden esinlendiği bu dönemde klasik biçimden sıyrılarak yeni bir biçim geliştirmeye başladı. 1923 Ocak ayında Mayerhold Tiyatrosunda düzenlenen Uluslararası Sanat Gösterisinde Yeni Sanat başlıklı şiirini okudu. 1924'te yayınlanan ve (TKP) kurucularından ve 14 arkadaşının 28-29 Ocak 1921'de Trabzon açıklarından boğularak katledilmelerini anlatan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani Moskova'da sahnelendi.

Ekim Devriminin lideri 'in 24 Ocak 1924 günü ölmesi üzerine Nâzım, Lenin'in mezarında beş dakika nöbet tuttu.

Nâzım Hikmet mezun olup 1924 Aralık ayında Türkiye Komünist Partisinin ülke içindeki faaliyetlerine katılmak üzere yurda döndü fakat sadece yedi ay kalabildi. Bir yandan babasının çıkardığı Sinema Postası dergisinin teknik işlerine yardım etti, bir yandan da Türkiye Komünist Partisinin legal yayın çalışmalarında görev aldı. Bunlardan dergisine yazılar ve şiirler yazdı, 21 Ocak 1925 tarihinde yayımlanmaya başlayan gazetesine de yazdı, bu gazeteyi sokaklarda sattı. Polis takibine takılması üzerine gizlice İzmir'e gitti.

1925 Mart ayında çıkan aracılığıyla liberal, sosyalist her türlü muhalif kuruluşlar ve yayın organları kapatıldı, birçok yazar tutuklandı. Nâzım Hikmet aranmasına rağmen bulunamadı, gıyaben yargılandı ve 12 Ağustos 1925 tarihinde gizli komünist partisi üyeliğinden 15 yıl kürek mahkûmiyetine çarptırıldı. Ay sonunda gizlice İstanbul'a gitti, annesinin yanına uğradı ve bir takaya binerek dönemin TKP lideri ile birlikte yurt dışına çıkıp TKP'nin 1926 Viyana Konferansına katıldı ve yeniden Moskova'ya gitti.

Türkiye'ye dönüşü (1928-1935)

1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen uyarınca bir yıl önce aldığı 15 yıllık hapis cezası 1 yıla inince, Nâzım Hikmet yurda dönmek için Türkiye Büyükelçiliğine birkaç kez başvurdu fakat olumlu sonuç alamadı. Bunun üzerine Temmuz 1928'de partili yoldaşı Laz İsmail (1970'lerde TKP genel sekreteri olan, Marat kod adlı ) ile birlikte ülkeye sahte pasaportla girdikten sonra 'da yakalanıp burada iki ay tutuklu kaldıktan sonra Rize'ye, oradan İstanbul'a, oradan da Ankara'ya sevk edildiler. Burada Nâzım'ın 1925 İstiklal Mahkemesi mahkûmiyet hükmü kaldırıldı, ikisine sahte pasaport kullanmaktan üç ay ceza verildi, fakat tutukluluk süreleri mahkûmiyet süresini aşmış bulunduğu için serbest bırakıldılar. Nâzım, Ankara'da eski TKP yöneticilerinden olup sonrası ile uzlaşmayı tercih eden ve başkaları tarafından ya da onlar aracılığıyla kendine yapılan Halkevi bünyesinde çalışma teklifini geri çevirip İstanbul'a gitti ve 1929'da ve 'in çıkardığı dergisinin kadrosuna katıldı. Bu arada , , gibi ünlü isimlerle de çalıştı. Kısa sürede ülke çapında tanınan bir şaire ve düşünce adamına dönüştü.

835 Satır adlı şiir kitabı edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı; gibi şairlerin övgüsüyle karşılaştı. Fakat bu süreçte Nâzım Hikmet'in Putları Yıkıyoruz başlığı altındaki yazı dizisinde eski edebiyatı yıkmak ve yeninin temellerini atmak yönündeki fikirleri, dönemin önde gelen edebiyatçılarının tepkisini çekti.

1+1=1, 835 Satır, Jokond ile Si-Ya-U, Sesini Kaybeden Şehir ve Varan 3 adlı kitapları hakkında açılan davalar beraatla sonuçlandı. Kafatası adlı oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosunda sahneye kondu.

Bu dönemde Nâzım, TKP içerisinde de hızla öne çıktı. Fakat parti içinde 'den Moskova-Ankara hükûmetleri arasındaki ilişkiler olumlu seyrederken TKP'nin Kemalist rejime karşı sert muhalefet yapmaması yönünde gelen talimatlara itiraz eden "devrimci muhalefet" hareketinin liderliğini yapmasının ardından arkadaşlarıyla birlikte vb. olmakla suçlanıp 1932'de partiden atıldı.

Bir süre görece rahat bir dönem yaşanıp ardından yine baskılar artınca Nâzım yirmiye yakın takma ad kullanarak yazmaya devam etti. Destanlarla öne çıkan ustalık döneminin ilk kitabı sayılan (1936) Türkiye'de sağlığında yayımlanan son eseri oldu. Bu tarihten 1968 yılına kadar eserlerinin Türkiye'de basım ve yayımı yasaktı.

Nâzım Hikmet Çankırı Cezaevinde

Hapis hayatı (1938-1950)

Yargılandığı davaların listesi


  • 1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası - 12 Ağustos'ta 15 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı.
  • 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası - 23 Ocak 1928 tarihinde gıyabında üç ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası - "Ekalliyetleri kışkırtma" suçlamasıyla yargılandı ve beraat etti.
  • 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası - İstiklal Mahkemesinin 1925 yılındaki mahkumiyet hükmü kaldırıldı.
  • 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası - “Bir zümrenin hâkimiyetini temin etmek gayesine matuf olduğu ve halkı cürüm ikaına teşvik ettiği" iddiasıyla yargılandı, oy birliğiyle beraat etti.
  • 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası - "Halkı hükümete karşı kışkırtmak" suçlamasıyla yargılandı, 29 Temmuz 1933 tarihinde altı ay üç gün hapis cezası aldı, ama ceza Af Kanunu sayesinde düştü.
  • 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası - Bir şiirinde Süreyya İlmen'e hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı, bir yıl hapis ve 500 lira tazminat cezasına çarptırıldı. Yargıtay kararı bozdu; 29 Ekim 1933 tarihinde çıkarılan Af Kanunu sayesinde mahkeme davanın bütün sonuçlarıyla düşmesine karar verdi.
  • 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası - 18 Mart 1933 tarihinde önce gözaltına alındı, ardından tutuklandı ve Sultanahmet Cezaevine kondu. 31 Mayıs'ta Bursa Cezaevine nakledildi. 30 Ekim'de açıklanan iddianamede Türkiye Komünist Partisi’nden ayrı, gizli ve özellikle işçiler arasında etkin bir örgütün kurulduğu, Nâzım Hikmet’in de bu örgüte katıldığı ve bazı bildirilerle broşürleri kaleme aldığı öne sürülmekte ve TCK’nın 146 ve 147. maddelerine göre idamı istenmekteydi. 4 Ağustos 1934 tarihinde sonuçlanan davada dört yıl hapis cezasına mahkum oldu. Af Kanunu sayesinde ceza üç yıla indirildi, tutukluluk süresi göz önünde bulundurularak tahliye edildi.
  • 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
  • 1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
Nâzım Hikmet ordu mensupları arasında komünizm propagandası ve örgütlenme faaliyetleri yürüttüğü iddiasıyla 17 Ocak 1938 gecesi gözaltına alındı, sonra Ankara'ya gönderildi. Harp Okulu Komutanlık Askerî Mahkemesinde "askerî kişileri üstlerine karşı kışkırtmak" suçlamasıyla yargılandı. 29 Mart 1938 tarihinde on beş yıl ağır hapsine ve ömür boyu kamu hizmetlerinden men edilmesine karar verildi. Aynı fiillerinden ötürü ayrıca Ağustos ayında 1938 Donanması Davası olarak da bilinen davada da o dönem TKP'nin önde gelen isimlerinden ile birlikte "donanmayı isyana teşvik" suçundan yargılanıp herhangi bir tanık veya kanıt olmamasına rağmen yirmi yıl ağır hapis cezası aldı. Böylece toplam hapis cezası, birtakım indirimlerden sonra, 28 yıl 4 ay oldu.

31 Ağustos 1938'de İstanbul Tevkifhanesine, oradan da 1940 Şubat ayında Çankırı Cezaevine gönderildi. Burada birlikte kaldığı ile dostluğu daha sonra mektuplarla sürdü. Çünkü sağlığının bozulması üzerine aynı yılın Aralık ayında Bursa Cezaevine nakledildi. Burada ise ve ile birlikte kaldı. Tüm bu süre zarfında edebi çalışmalarına cezaevinden devam etti, ailesi ve arkadaşlarıyla mektuplaştı. Cezaevindeyken Kuvâyi Milliye Destanı, Memleketimden İnsan Manzaraları gibi sayısız eserler üretti.

Cezaevinde kaldığı yıllar boyunca hakkında verilen kararın bozulması için çabalarını sürdürdü. Gerek büyük dayısı ve başkaları aracılığıyla yapılan çabalar gerekse doğrudan kendinin "Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum." gibi ifadeler içeren dilekçesi vb. hiç fayda etmedi.

Bu sırada, Komintern 1935'ten itibaren İtalya'da Faşizm ve Almanya'da karşısında demokrasiyi savunmak için geniş birleşik cephe oluşturma politikası izlemiş, 1939'da başlayan II. Dünya Savaşı sırasında, özellikle 1941'de Almanya'nın Sovyetler Birliği'ne saldırmasının ardından bu politika uluslararası anti-faşist cephe oluşturulmasına yol açmış ve bu süreçte Nâzım da yeniden parti çizgisine uygun hareket eder olmuştu. 1945'te II. Dünya Savaşı sona erdiğinde bir yandan Türkiye'de tek parti rejiminden çok partili demokrasiye geçiş sancıları yaşanıyor, bir yandan da uluslararası planda yavaş yavaş rüzgarları hissedilmeye başlıyor ve bu koşullarda tek cephe politikaları sürdürülmeye çalışılıyordu. 1945 yılı sonunda Komünist Partililerle Demokrat Partililerin yönetiminde Görüşler adlı bir ortak dergi çıkarmaları dergi 1. sayısının çıkmasının hemen ardından patlak veren ile tırmanan gerginlik ortamda akamete uğramış olsa da bunu 1949 yılında yine Demokrat Parti çevresinden birinin, gazetesinin liberal demokrat sahibi ve başyazarı 'ın Nâzım Hikmet'e özgürlük kampanyası başlatması izledi.


10 Mayıs 1950 tarihli Vatan gazetesi kupürü.
Bursa'ya gidip cezaevinde Nâzım'la görüşen Ahmet Emin Yalman'ın 19 Ağustos 1949 tarihli gazetesinde [Tevfik] Fikret ve Nâzım Hikmet başlıklı başyazısını yayınlaması Nâzım Hikmet'in hapis sürecinde bir dönüm noktası oluşturdu. Liberal gazeteci Ahmet Emin Yalman'ın tek parti rejimi tarafından haksız yere hapsedilen komünist şair Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması için bu şekilde başlayan bir dizi yazısı ve gazetenin avukatı olup bu aşamada Nâzım'ın avukatlığını da devralan 'e yaptırdığı on yazıdan oluşan bir inceleme sonucunda kamuoyunda Nâzım Hikmet'in bir "adli hata" yüzünden cezaevinde olduğu görüşü ağırlık kazandı.

Avukatların yanı sıra , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ve gibi aydınlar topluca imzaladıkları dilekçelerle cumhurbaşkanı 'ye başvurdular. Yurt dışında da sanatçıların, hukukçuların öncülüğü ile benzer girişimler yapıldı. Paris'te ’nın öncülüğünde “Nâzım Hikmet’i Kurtarma ve Yapıtlarını Yayma Komitesi” kuruldu; , , , , ve gibi aydın ve sanatçılar bu oluşuma destek verdiler. nezdinde danışma organlarından biri statüsünde olan Uluslararası Hukukçular Derneği 9 Şubat 1950'de Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması isteğiyle meclis başkanı ile milli savunma ve adalet bakanlarına birer mektup gönderdi.

İktidarın bu konuda bir türlü adım atmaması ve meclisin gündeminde bulunan af kanununu çıkarmadan tatile girmesi üzerine Nâzım 8 Nisan 1950'de açlık grevine başladı. Bu kamuoyunda büyük yankı uyandırıp imza kampanyaları başlatıldı, Nâzım Hikmet adlı bir dergi çıkarıldı. 9 Mayıs 1950'de annesi Celile Hanım, 10 Mayıs'ta şair , ve da açlık grevine başladılar. CHP oylarının %40'ın altında kaldığı, Demokrat Partinin oyların %55'ten fazlasını alarak iktidara geldiği sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, yeni meclise ve hükûmete zaman tanımak için avukatların ve dostlarının ricasıyla 19 Mayıs'ta greve ara verdi. Sonunda 14 Temmuz'da meclisten çıkarılan genel af kanununun ertesi gün Resmi Gazete'de yayınlanmasıyla 15 Temmuz 1950'de, 12 yılı aşkın aralıksız hapis hayatının ardından özgürlüğüne kavuştu.

22 Kasım 1950'de tarafından , , , ve Wanda Jakubowska ile birlikte kendine Uluslararası Barış Ödülü verildi. Kendisi katılamadığı için törende onun adına ödülü alıp kabul konuşmasını yapan Neruda oldu.
 

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar

Sürgün dönemi


Nâzım Hikmet 1950'lerde 'de yapılan bir kongresinde. Arkada, üstte 'nun barış güvercini, altta ise "Almanya Barış Ülkesi Olmalıdır" sloganı yer alıyor.
Serbest bırakıldıktan sonra - yasal olarak yükümlülüğü olmamasına rağmen - askere çağrılınca, kötüleşen sağlık durumu da göz önünde bulundurulduğunda öldürülmek istendiği endişesiyle 17 Haziran 1951'de barış ödülü parasının bir kısmıyla satın aldığı ve kayınbiraderi 'ın kullandığı sürat motoruyla İstanbul'dan Karadeniz'e açılarak Romanya üzerinden Moskova'ya gitti. Bir daha Türkiye'ye dönemedi.

Ayrılışından bir ay sonra, 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Bu gelişme üzerine “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından –hey gidi dünya– çıkarılmışım. Beni Türklükten, halkımın evlâdı olmaktan, milletime ölümsüz bağlı bulunmaktan kimse, hiçbir kuvvet çıkaramaz, ayıramaz” açıklamasında bulundu.

Sovyetler Birliği'ne 1920'li yıllar ve 1930'ların başlarından farklı olarak II. Dünya Savaşında faşizmi yenilgiye uğratan Kızıl Ordunun başkomutanı Stalin'e sevgi ve saygı duyarak geldi. Fakat Stalin ve Sovyet komünist partisi politbürosu Nâzım konusunda temkinli bir politika izledi. Gelir gelmez Nâzım'a en iyi sağlık hizmeti sağlanması, Moskova'da büyük bir daire tahsis edilmesi ve Rusça basılan eserleri için en yüksek seviyeden telif ödenmesi için politbüro kararı çıkarıldı fakat siyasi konularda, parti işlerinde ona güvenilmiyordu. Nâzım da Stalin Rusyasında toplumun tamamen susturulmuş ve sindirilmiş olduğunu, bürokratizmin ve kişiye tapınmacılığın hüküm sürdüğünü, hatta birçok TKP'li yoldaşının Sibirya'daki kamplara sürüldüğünü ve Stalin'in terör rejimi altında öldüğünü öğrendikçe bunlara tepki duyuyor fakat içinde bulunduğu şartları dikkate alarak düşüncelerini sadece eş dost arasında dillendirip kamuoyu önünde yasal siyasete uygun davranıyordu.

Ağırlıkla Nâzım'ın getirdiği bilgiler ve fikirleri ile Sovyet komünist partisine "TKP MK Politbüro üyesi Marat ve TKP üyesi Nâzım Hikmet" imzasıyla sunulan 23 Temmuz 1951 tarihli raporda Türkiye'deki durumun etraflı bir çözümlemesi yapıldıktan sonra TKP'nin güçlendirilmesi için çeşitli öneriler ve yardım talepleri yer alıyordu. Bunlar arasında yurt dışına yasal yoldan çıkamayan TKP yönetici ve üyelerinden Reşat Fuat Baraner, , ve ile duygudaşlardan ve Yıldız Sertel'in yasa dışı şekilde çıkarılmasına yardım talebi de vardı (oysa o sırada Sertel ailesi zorlukları sonunda aşarak çoktan Paris'e varmışlar, Moskova'da olduğunu öğrendikleri Nâzım'la iletişim kurmaya çalışıyorlardı). Bu öneri ve yardım taleplerinden Dış Büro kurulması, (adı daha sonra Bizim Radyo olarak kararlaştırılan) "Bağımsız Türkiye Radyosu" adlı radyo yayınına başlanması gibi çoğu sonraki yıllarda adım adım uygulamaya kondu.

Nâzım'ın sürgündeki ilk uluslararası yolculuğu Ağustos 1951'de yine Sovyet Komünist Partisi politbüro kararıyla çıkan izinle ve yanında gizli servis elemanı biri olmak üzere Doğu Berlin'deki onur konuğu olarak katılmak oldu. Fakat Moskova'daki yetkililer tarafından burada genç TKP'lilerden oluşan Türkiye delegasyonu ile zaman zaman Sovyet korumasını atlatarak yaptığı kimi görüşmeler, özellikle de 'ye Türkiye'ye dönüp gizli parti örgütleriyle bağlantı sağlama görevi vermesinin TKP'ye yönelik 1951 Tevkifatında önemli payı olduğu kanısı nedeniyle kendiyle ilgili güven sorunu uzun yıllar devam etti.

Festivalin ardından, Eylül 1951'de Bulgaristan Komünist Partisinin daveti üzerine Bulgaristan'a gitti. İktidarın kurmaya çalıştığı sosyalist düzene, kooperatifleşmeye vb. Türk ve Müslüman azınlığın bütünleşmesinde sorunlar yaşanıyordu. Sonunda yeni düzeni benimsemeyenlerin Türkiye'ye göç etmesine izin verme kararı verilmiş ancak ülke nüfusunun onda birini bulan Türklerin neredeyse tümünün göç etmeye kalkışması üzerine bunun ekonomik sonuçlarından korkularak karardan dönülmüştü. Nâzım Hikmet'ten beklenen bu sorunun çözümüne yardımcı olmasıydı. Bunun üzerine Nâzım dört gün içinde yirmi köy dolaşıp binlerce insanla görüşerek bir yandan onları Türkiye'ye göç etmekten vazgeçirmeye, diğer yandan onların sorunlarını belirlemeye çalıştı. Sofya'ya dönünce parti ve hükûmet yetkililerine şu önerilerde bulundu: "Bu sorunu çözmek, Türk halkının burada sizlerle beraber kardeşçe yaşamasını istiyorsanız: 1- Onların dillerine, dinlerine saygı gösteriniz. 2- Onlar için Türkçe dersler veren okullar açınız. 3- Bu okullar için öğretmen okullarında öğretmen yetiştiriniz. 4- Onlar için Türkçe gazete, dergi, kitap vs. yayımlayınız. 5- Radyoda, Türkçe yayınlara ve Türk şarkılarına önem veriniz." Bulgar parti ve hükûmetinin bu önerileri ciddiye alması sonucunda ortam yumuşadı.

Bu sürgün yıllarında siyasal eylemlerinin ağırlıklı bir bölümünü oluşturan çalışmaları kapsamında Avusturya, Bulgaristan, Çin, Doğu Almanya, Fransa, Macaristan, Küba, Mısır gibi birçok ülkeye yolculuk yaptı; buralarda konferanslarda, savaş ve karşıtı etkinliklerde yer aldı.

Türkiye'ye yönelik siyasal eylemleri ise Moskova Radyosu, Budapeşte Radyosu gibi radyoların Türkçe hizmetlerinde ve 1958'de yönetiminde Leipzig'de kurulan Bizim Radyo'da Sertellerle birlikte yaptığı radyo programları ve konuşmaları oldu. Türkiye'nin ABD ve NATO yörüngesinden çıkarak bunun yerine 1920'li yıllardakine benzer şekilde Sovyetlerle dostluk ilişkilerinin geliştirilmesi konularına ağırlık verilen bu radyo konuşmalarının bir kısmı günümüze ulaşmıştır.

Nâzım Hikmet'in gömütü (Temmuz 1985)

Ölümü

3 Haziran 1963 sabahı saat 06.30'da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü sırada, tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda öldüğünde 61 yaşındaydı. salonunda yapılan törene yerli ve yabancı yüzlerce sanatçı katıldı ve törenin görüntüleri siyah beyaz olarak kaydedildi. Ünlü ( : Новодевичье кладбище) gömüldü. Meşhur şiirlerinden biri olan Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam figürü siyah granitten yapılan mezar taşı üzerinde ebedileştirildi.[ ]

Kişisel yaşamı

Nâzım ilk gençlik yıllarında önce Rum kökenli Marika adlı bir kızla arkadaşlık etti. [ ]

Daha sonra eski bir valinin kızı olan Sabiha'ya aşık oldu; onun için Gözleri Siyah Kadın şiirini yazdı.

1915'te İstanbul'da tanıştığı Nüzhet Hanım'la (d. 1900) 1922'de gittiği Moskova'da yeniden karşılaştı. Arkadaşlıkları ilerleyince evlendiler, fakat çok geçmeden Nüzhet Hanım hastalandı, tedavi için 1923 yılında İstanbul'a dönmek zorunda kaldı, oradan Avrupa'ya gitti. Çift 1924'te Türkiye'de bir araya geldiklerinde, Nüzhet Hanım'ın teklif ve ısrarı üzerine anlaşarak ayrılmaya karar verdiler.

Nüzhet Hanım'la ayrılmasından sonra Moskova'dan okul arkadaşı Liyolya'yla birlikte olsa da, Türkiye'ye dönmesi gerektiği ve Liyolya Türkiye'ye gelemediği için ayrılmak zorunda kaldılar.

1924-25 yıllarında Türkiye'deki yedi aylık kalışından sonra döndüğü Moskova'da tanıştığı Lena Yurçenko ile 1926 yılında evlendi. Fakat Türkiye'ye tekrar döndüğünde Lena onunla gidemedi.

Nâzım 1930 yılında kız kardeşinin arkadaşı (Altınoğlu) ile tanıştı, 1932 yılında nişanlandı. Babası Hikmet Bey, kuduz ve tetanoz aşılarını yanlışlıkla peş peşe olduğu için hastalandı ve 19 Mart 1932 günü hayatını kaybetti.

Nâzım 31 Ocak 1935 tarihinde Piraye ile evlendi, böylece hayatına üvey oğlu da girdi. 1938-1950 yılları arasında hapiste kaldığı süre boyunca Piraye ile yazıştı ve bazen hapishanede görüştü.

Mahkumiyetinin son dönemlerinde, o sırada ile evli olan, dayısının kızı (d. 1917) ile yakınlaştı ve eşi Piraye ile araları açıldı. Hapisten çıktıktan sonra Piraye'den boşandı, üç gün sonra, 26 Mart 1951 tarihinde, Münevver'den olan oğlu Mehmet Nâzım dünyaya geldi.

Nâzım Hikmet 17 Haziran 1951 tarihinde 'yi terk ettikten sonra Türk hükûmetinin engellemeleri nedeniyle Münevver ve oğlundan ayrı kaldı.

Temmuz 1951'de yuttaşlıktan çıkarılınca duruma düşmesinden sonra, büyük dedesi 'nın memleketi olan 'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı.

1952 yılındaki Çin ziyaretinde kalp krizi geçirerek Moskova'ya döndüğünde dört ay hastanede kaldığı sırada tanıştığı doktoru Galina Grigoryevna ile sekiz yıla yakın bir süre boyunca birlikte yaşadı.

1956 Şubat ayında annesi Celile Hanım Ankara'da öldü.

1955'te tanışıp aşık olduğu, kendinden 30 yaş küçük ve o sırada başkasıyla evli olan Vera Tulyakova (d. 1932) ile 1960'ta evlendi. Ardından Münevver'in Türkiye'den kaçtığını öğrendi; Varşova'da Münevver'le buluştu, fakat Vera'yla evlendiğini ve birlikte olamayacaklarını söyledi. Bu tarihten sonra hayatını Vera ile geçirdi. Münevver ve oğlu Mehmed Nâzım Ran ise Varşova'da kaldılar.
 

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar

Yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alınması

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan kişilerle ilgili yeni bir düzenleme yapması gündeme geldi. Yıllardır tartışılmakta olan Nâzım Hikmet'in Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına yeniden kabul edilmesi yolu açılmış gibi görünmesine rağmen bu düzenlemenin sadece yaşamakta olan kişiler için olduğu ve Nâzım Hikmet'i kapsamadığını belirtilerek bu yöndeki talepler reddedildi. Daha sonra dönemin İçişleri Bakanı TBMM İçişleri Komisyonunda "Tasarıda, şahsa bağlı hak olduğu için bizzat müracaat etmesi gerekir. Arkadaşlarım da olumlu şeyler belirttiler, komisyonda görüşülür, bir karar verilir" dedi.

2009 yılının 5 Ocak günü "Nâzım Hikmet Ran'ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge" Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı. Nâzım Hikmet Ran'a yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının iade edilmesine ilişkin bir kararname hazırladıklarını ve imzaya açıldığını ifade eden hükûmet sözcüsü 1951 yılında vatandaşlıktan çıkartılan Nâzım Hikmet'in yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasına ilişkin önerinin ' tarafından oylanarak kabul edildiğini söyledi.

Bakanlar Kurulunun 5 Ocak 2009 tarihinde aldığı bu karar 10 Ocak 2009 tarihinde 'de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran 58 yıl sonra yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu.

Üslubu ve başarıları

Nâzım Hikmet ilk şiirlerini ile yazmaya başladı fakat bunlar içerik bakımından diğer hececilerden farklıydı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece ölçüsü ile yetinmemeye ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. 'nde yaşadığı ilk yıllar olan 1922 ile 1925 arasında bu arayış doruğa çıktı. Hem içerik hem de biçim bakımından dönemindeki şairlerden farklıydı. Hece ölçüsünden ayrılarak Türkçenin vokal özellikleri ile ahenk oluşturan benimsedi. ve taraftarı genç Sovyet şairlerinden esinlendi.

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan,
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak.
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın.
Yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...
— Nâzım Hikmet, Davet


Nazım Hikmet'in eserleri dünya basınına ilk kez 1932 yılında yansıdı. Amerika'da yayımlanan dergisinin ocak-şubat sayısında 'ın şairle yaptığı röportajın yanı sıra tercüme ettiği şiirler yer aldı.

Şiirlerinden birçoğu , , , , , , , , , , , gibi sanatçılar ve gruplar tarafından bestelendi. Nazım Hikmet'in "Niye Böyle Geç Kaldın" adlı eseri Gülden Karaböcek, "Memleketim" adlı eseri Selda Bağcan, "Hoşgeldin Kadınım" adlı eseri İlhan İrem, "Güzel Günler Göreceğiz" adlı eseri Edip Akbayram, "Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkı'nda", "Hep Kahır", "Çok Yorgunum", "Mavi Liman", "Herkes Gibisin" adlı adlı eserleri Cem Karaca tarafından yorumlanarak bestelenmiştir. , , , , , tarafından özgün bir şekilde yorumlanmış olan küçük bir kısmı ise 1979'da Güzel Günler Göreceğiz ismiyle kaset olarak çıktı. Birkaç şiiri ise Yunan besteci tarafından bestelendi. Ayrıca bazı şiirleri grubunun eski üyesi tarafından da bestelendi. Salkım söğüt adlı şiiri 'in 2014 tarihli animasyon filmine konu oldu.

Şairin anısına "Nazım Hikmet Memleket" adlı şarkı , ve Edip Akbayram tarafından yorumlanmıştır.

'nun ilan ettiği 2002 Nâzım Hikmet Yılı için besteci Suat Özönder Şarkılarda Nâzım Hikmet adlı bir albüm hazırladı ve Kültür Bakanlığının katkılarıyla Yeni Dünya plak şirketi tarafından hayata geçirildi.

2008 yılının ilk günlerinde Nâzım Hikmet'in eşi Piraye'nin torunu tarafından Piraye'nin evrakları arasında Dört Güvercin adında bir şiiri ve üç adet tamamlanmamış taslağı bulundu.

, Nâzım'ın birçok şiirini Nepali diline çevirerek ve bunları Manpareka Kehi Kavita - 2018 adlı antolojide bir araya getirerek sunmuştur. Ayrıca, bu çevrilen eserler çeşitli basılı ve çevrimiçi edebi dergilerde sergilenmiştir.

2020 yazında dergisi TÜSTAV Komintern Arşivinde yaptığı çalışmalarla keşfedilen İstanbul’da 1 Mayıs, Beyanname, Gecenin Penceresinde, İtiraf ve Hayatımız Yirmi İki Kelimede isimli şiirlerini yayımladı.
 

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar

Eserleri

Bestelenmiş şiirleri

  • , Geberiyorum
  • , Aynı Daldaydık
  • Ahmet Kaya, Şeyh Bedrettin (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • , Geberiyorum
  • , Bedrettin albümü (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • , Güneş Yerinde (Yaşamaya Dair şiirinden uyarlama)
  • , Ceviz Ağacı
  • Cem Karaca, Çok Yorgunum (Mavi Liman şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Hasret (Davet şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Herkes Gibi
  • Cem Karaca, Hoşgeldin Kadınım (Hoş Geldin şiirinden uyarlama)
  • Cem Karaca, Kerem Gibi
  • Cem Karaca, Şeyh Bedrettin Destanı (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • , Gidenlerin Türküsü
  • Edip Akbayram, Güzel Günler Göreceğiz (Nikbinlik şiirinden uyarlama)
  • Edip Akbayram, Korkuyorlar
  • , Tahir ile Zühre Meselesi
  • , Japon Balıkçısı
  • Ezginin Günlüğü, Seni Düşünmek Güzel Şey
  • , Akın Var
  • , Niye Böyle Geç Kaldın
  • , Güneşi İçenlerin Türküsü
  • Grup Baran, Salkım Söğüt
  • Grup Munzur, Kerem Gibi
  • , Ben Bir Asker Kaçağıyam
  • Grup Yorum, Bu Memleket Bizim
  • Grup Yorum, İnsanların İçindeyim
  • Grup Yorum, Veda
  • , Yaşamaya Dair
  • , Bor Oteli
  • , Hoşgeldin Kadınım
  • , Beyazıt Meydanı
  • , Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş
  • , Sev Bakalım
  • Onur Akın, Seviyorum Seni
  • , Kadınlarımız
  • Ruhi Su, Masalların Masalı
  • Ruhi Su, Onlar Ki
  • Ruhi Su, Kız Çocuğu
  • Ruhi Su, Şeyh Bedreddin Destanı
  • , Nice Nice Yıllara
  • , Hürriyet Kavgası
  • , Piraye
  • , Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü
  • Yeni Türkü, Mapushane Kapısı
  • Yeni Türkü, Öldükten sonra
  • Yeni Türkü, Sen
  • , Bulut Mu Olsam
  • Zülfü Livaneli, Hoşçakal Kardeşim Deniz
  • Zülfü Livaneli, Karlı Kayın Ormanı
  • Zülfü Livaneli,
  • Zülfü Livaneli, Memetçik Memet
  • Zülfü Livaneli, Saat Dört Yoksun
  • Zülfü Livaneli, Şeyh Bedrettin Destanı (Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı şiirinden uyarlama)
  • Zülfü Livaneli, Vapur

Hakkındaki eserler

  • (Bursa cezaevi yıllarını anlatan film, 2007)
  • (biyografik film, 2019)
  • Bu Dünyadan Nâzım Geçti (Vâlâ Nureddin)
  • Nâzım Üstüne (Abidin Dino)
  • Mavi Gözlü Dev (Zekeriya Sertel)
  • Nâzım Hikmet'in Son Yılları (Zekeriya Sertel)
  • Nâzım Hikmet ile Serteller (Yıldız Sertel)
  • Giderayak: Anılarımdaki Nâzım Hikmet (Gün Benderli)
  • Nâzım'ın Özgürlük Savaşı (Mehmet Ali Sebük)
  • Nâzım Hikmet: Yaşamı, Ruhsal Yapısı, Davaları, Tartışmaları, Dünya Görüşü, Şiirinin Gelişmeleri (Memet Fuat)
  • Nâzım Hikmet'in Gerçek Yaşamı (6 cilt, Kemal Sülker)
  • Komintern Belgelerinde Nâzım Hikmet (TÜSTAV)
  • Hava Kurşun Gibi Ağır: Nazım Hikmet'in Romanı (Hıfzı Topuz)
  • Nâzım'ın Siyasal Yaşamı ve Davaları (Atilla Coşkun)
  • Nâzım (Can Dündar)
  • Çizgilerle Nâzım Hikmet (Müjdat Gezen, Savaş Dinçel)
  • Romantik Komünist (Saime Göksu, Edward Timms)
  • Nâzım Hikmet ve Memleket (Göksel Aymaz)
  • Nâzım Hikmet - Siyasi Biyografi (Hikmet Akgül)
  • Sevdalınız Komünisttir: Nâzım Hikmet'in Siyasal Yaşamı (Emin Karaca)
  • Tepeden Tırnağa Nâzım Hikmet (Emin Karaca)
  • Nâzım (Aydın Aydemir)
  • Nâzım Nâzım (Aydın Aydemir)
  • Piraye'de Nazım Olmak (Nazan Arısoy)

Dış bağlantılar

 

M5

Revaha ÇELİK
Yönetici
Administrator
Katılım
10 Ağustos 2025
Mesajlar
174
Puanı
18
Yaş
38
Konum
06 - Ankara
Web
www.sohbetly.org
Eğitim
Beykent Universitesi Mimarlık Fakültesi
İlgi Alanı
ArabaSürmek,
Cinsiyet
Erkek
Takım
CNBHo3
Medeni
Bekar

Kaynakça

Genel
Özel
  1. . Anadolu Ajansı. 2 Haziran 2021 tarihinde arşivlendi.
  2. Yücel Demirel (Temmuz-Ağustos 2018). . Kitap-lık dergisi, 198. YKY. 7 Ocak 2022 tarihinde kaynağından 6 Ocak 2022.
  3. . TÜSTAV. 14 Ocak 2019. 17 Ocak 2019 tarihinde arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ocak 2022. Bu mektuptaki en dikkat çekici yer Paşa’nın düştüğü tarihtir: Nâzım’ın Hicrî tarihle 4 Şevvâl 1319’da doğduğunu söylüyor. Bu tarih 14 Ocak 1902’dir. Bu tarihi Paşa bir karta ‘Celileciğe’ ithafıyla yazıp göndermiştir. Bu kart Nâzım Hikmet’in 1921’de Moskova’da çekilmiş olan bir fotoğrafının altına yapıştırılmış olarak Piraye Koleksiyonu’nda bulunmaktadır.
  4. (PDF). , 7885. 15 Ağustos 1951. 30 Aralık 2016 tarihinde kaynağından (PDF)29 Aralık 2016. [...] Komünizmi yaymak maksadını güden neşriyatiyle Sovyet hükûmetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan mâruf komünist Nâzım Hikmet Ran'ın [...] Türk vatandaşlığından çıkarılması; [...] 1312 sayılı kanunun 10uncu maddesine göre, Bakanlar kurulunun 25/7/1951 tarihinde kararlaştırılmıştır.
  5. . . 28 Nisan 2014. 30 Aralık 2016 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 29 Aralık 2016. [...] Türkiye vatandaşlığından çıkarılmasının ardından, büyük dedesi Mustafa Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya'nın vatandaşlığına geçerek Borzecki soyadını aldı.
  6. . , 27106. 10 Ocak 2009. 18 Ocak 2017 tarihinde kaynağından 29 Aralık 2016. Nâzım Hikmet Ran'ın Türk vatandaşlığından çıkarılmasına ilişkin 25/7/1951 tarihli ve 3/13401 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının yürürlükten kaldırılması; [...] Bakanlar Kurulu'nca 5/1/2009 tarihinde kararlaştırılmıştır.
  7. Ansiklopedi AnaBritannica, Cilt 16, Sf. 429
  8. ^ . 14 Mart 2013 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 12 Ocak 2013.
  9. . . Casa della poesia. 4 Mart 2016 tarihinde arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015.
  10. Hikmet, Vera Tulyakova (1989). . Cem Yayınevi. .
  11. Akgül, Hikmet (2002). . Çiviyazilari. .
  12. . . Hüseyin Şenol. Erişim tarihi: 2 Mayıs 2015.
  13. Kalyoncu, Cemal A. (15 Haziran 2009). [Not Nâzım himself, but his reputation was punished]. . İstanbul: Feza Publications. 29 Kasım 2014 tarihinde arşivlendi2 Mayıs 2015.
  14. . 4 Aralık 2020 tarihinde arşivlendi.
  15. . 10 Şubat 2015 tarihinde arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ocak 2013.
  16. ^ . 21 Aralık 2016 tarihinde arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Temmuz 2013.
  17. Oral, Haluk. Tarih. 6 Ekim 2024 tarihinde arşivlendi.
  18. . dergisi, 285. . Eylül 2017. s. 70-88. 28 Aralık 2021 tarihinde kaynağından 20 Aralık 2021.
  19. "Sertel, Zekeriya. Nâzım Hikmet’in Son Yılları. Milliyet Yayınları, 1978. s. 47-48.
  20. . 8 Kasım 2020 tarihinde arşivlendi.
  21. Güngör, Serhan (Ekim 2018). "Nâzım Hikmet'in Polonya vatandaşlığına başvuru ve kabul belgesi!". #tarih, 53. ss. 58-60. .
  22. 30 Eylül 2007 tarihinde sitesinde . Radikal, 19 Mayıs 2006
  23. 21 Mayıs 2013 tarihinde sitesinde . TBMM.gov.tr. 26 Nisan 2006. Erişim: 25 Nisan 2012.
  24. 24 Eylül 2016 tarihinde sitesinde ., , Erişim tarihi: 2 Haziran 2016
  25. 20 Haziran 2009 tarihinde sitesinde . Habertürk, 6 Ocak 2009
  26. . siir.gen.tr. 23 Nisan 2016 tarihinde arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Şubat 2017.
  27. . 22 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  28. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  29. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  30. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  31. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  32. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  33. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  34. . 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 4 Haziran 2022.
  35. . 9 Ocak 2017 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 3 Haziran 2017.
  36. 13 Ocak 2008 tarihinde sitesinde . NTV, 3 Ocak 2008
  37. ; Świrszczyńska, Anna; ; Agustini, Delmira; ; ; ; ; ; ; ; ; ; ; Amichai, Yehuda (2018). Manpareka Kehi Kavita मनपरेका केही कविता [Benim Seçtiklerimden Bazı Şiirler] (Nepalce). tarafından çevrildi (First bas.). Kathmandu: Shikha Books. s. 174.
  38. Tripathi, Geeta (2018). अनुवादमा 'मनपरेका केही कविता' [Manpareka Kehi Kavita: Çevirisi Yapılmış Dünya Şiirleri Antolojisi]. Kalashree. ss. 358-359.
  39. . edebiyathaber.net. 1 Temmuz 2020. 3 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 5 Temmuz 2020.
  40. (Şubat 2001). . Hürriyet. 19 Ocak 2017 tarihinde kaynağından . Erişim tarihi: 1 Şubat 2017.
  41. Piraye İçin Yazılmış Saat 21-22 Şiirleri kitabındaki 6 Ekim 1945 tarihli şiirden uyarlama
 

Forumdan daha fazla yararlanmak için, "Giriş Yap" veya "Kayıt Ol"

Forumun.NET - Hakkında!

Forumun.NET Tamamen Ücretsiz ve "Karşılıksız" Hizmet Vermektedir.
"Resmi Kurum" ve Markalar ile Resmi Hiç Bir Bağımız Yoktur.!

Forumun.NET - Bilgilendirme!

Forum'da, Paylaşılan Mesajlar, Konular, ve Resimler'den Doğabilecek,
Tüm Yasal Sorumluluk'lar Paylaşan Kişiye Aittir.!

Üst